Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yıllardır sürdürülen anız yakma alışkanlığının artık yalnızca bir tarımsal yöntem değil, doğrudan ekolojik bir felaket haline geldiğini ifade eden Öztürkmen, “Anız yakmak toprağı, doğayı ve insan hayatını yakmaktır” dedi.
Prof. Dr. Öztürkmen yaptığı açıklamada, artan sıcaklıklar ve kuraklık tehdidi altında anız yangınlarının çok daha büyük risk oluşturduğunu belirtti. Bilimsel verilere göre anız yakımının toprağın organik yapısını yok ettiğini vurgulayan Öztürkmen, bu nedenle tarımsal verimlilikte yüzde 30’a varan düşüşler yaşandığını söyledi.
Anız yakımının ekonomik açıdan da ciddi kayıplara neden olduğuna dikkat çeken Öztürkmen, üreticilerin bir sonraki üretim sezonunda yüzde 15 ila 20 oranında ürün kaybıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Bunun yanı sıra her 1 hektarlık anız yangınının atmosfere yaklaşık 1,5 ton karbon salınımına neden olduğunu belirten Öztürkmen, bunun iklim krizini hızlandırdığını kaydetti.
Yangınlardan yayılan PM10 ve PM2.5 partiküllerinin insan sağlığı açısından büyük tehlike oluşturduğunu belirten Öztürkmen, özellikle astım, KOAH ve kalp-damar hastalıklarının bu kirlilikten doğrudan etkilendiğini ifade etti.
Dünyanın sürdürülebilir tarım uygulamalarına yöneldiğini söyleyen Öztürkmen, 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 200 milyon hektar alanda “işlemesiz tarım” modelinin uygulandığını belirtti. Brezilya ve Kanada gibi ülkelerde başarıyla uygulanan doğrudan ekim yöntemlerinin Türkiye için de önemli bir alternatif olduğunu ifade eden Öztürkmen, toprağı sürmeden yapılan ekim sayesinde hem mazot maliyetlerinin düştüğünü hem de toprak neminin korunduğunu söyledi.
Bitki artıklarının biyogaz, organik gübre ve malçlama yöntemleriyle yeniden toprağa kazandırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Öztürkmen, üreticilerin alternatif yöntemler konusunda bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Açıklamasında denetimlerin artırılması çağrısında da bulunan Öztürkmen, 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamındaki yasak ve idari para cezalarının tavizsiz uygulanması gerektiğini ifade etti. Yerel yönetimler, kaymakamlıklar ve kolluk kuvvetlerinin İHA destekli dijital takip sistemleriyle denetimleri sıklaştırmasının önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen ayrıca Şanlıurfa Valiliği ile Şanlıurfa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen bilinçlendirme çalışmaları ve hasat sezonu öncesi yapılan uyarılar için teşekkür ederek, bu kararlı mücadelenin Mezopotamya’nın bereketli topraklarının korunması adına büyük önem taşıdığını söyledi.
Öztürkmen açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Toprak bize atalarımızdan kalan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımız en değerli emanettir. Birkaç saatlik temizlik kolaylığı uğruna toprağımızı, sağlığımızı ve geleceğimizi yok etmeye hakkımız yok.”
Yorumlar
Kalan Karakter: